Cumhuriyet Bilim Teknik: 'Mantık, insan bilincinin inşa edilmesinde tek araçtır' (10 Temmuz 2015)

Submitted by safakural on Pa, 18/10/2015 - 02:44

Reyhan Oksay: Türkiye'de mantık konusunun ağırlığını yitirdiğine tanık oluyoruz. Orta eğitimde mantık dersleri kaldırılıyor; üniversitelerde ilgi azalıyor. Bunun nedeni devletin çarpık eğitim politikasından mı kaynaklanıyor?

Şafak Ural: Mantık hiçbir zaman geniş halk kitlelerinin ilgi duyduğu bir alan olmamıştır. Hatta lise veya üniversitelerde de çok tercih edildiği söylenemez. Soruyu biraz esprili bir şekilde cevaplandırmak istesek: "dünyada en adil şekilde dağıtıldığına inanılan şey, kendi mantığımızdır; çünkü hiç kimse kendi düşüncelerinin yanlış olabileceğini ve bir başkasının aklının kendininkinden daha iyi olduğunu kabul etmek istemezmiş" dolaysıyla bireyin mantık çalışmasına ilgi duymamasını normal karşılamak gerekir. Mantık Eğitimini ne kolaydır ne de çekicidir. Çünkü daha çok çalışma, daha çok dikkat ve belirli bir ölçüde de olsa özel bir yetenek ister. Öte yandan tarihe baktığımızda, bütün büyük medeniyetlerde mantığın en üst entellektüel uğraşı olduğunu görürüz. Çünkü mantık, insanın karar verme sürecinin doğrudan içinde yeralır. Karar verme süreci, bireylerin diğer bireyleri yargılamasında, topluma ilişkin değerlendirmelerinde ve bireyin kendini tanımasında ve kendi bilincini inşa etmesinde tek araç konumundadır. Dolayısıyla, düşünebiliyor musunuz, bireylerin yanlış bir yargılama icinde olmasının ne kadar büyük olumsuz sonucları olabileceğini. Mantık eğitimindeki zaafiyetin sonuçlarının o toplum için her yönden son derece olumsuz olacağı ortadadır. Bütün büyük medeniyetlerin mantık alanına ilgi duymasının sebebi boşuna olmamıştır.

Reyhan Oksay: Mantık derslerine eski itibarının kazandırılması için neler yapılabilir?

Şafak Ural:Mantığa itibar kazandırılmasında özellikle ve öncelikle toplumsal algının çok önemli olduğuna inanıyorum. Çünkü toplum çok kolay bir şekilde önündeki pratik problemlere odaklanmaya eğilimlidir. Bir sorunu plan dahilinde ve uzun vadede çözmeye yönelmez. Dolayısıyla mantığa itibar kazandırmak, daha doğrusu onun öneminin anlaşılması, bir hamlede ulaşılabilecek bir hedef olamaz. Aceleci, okumayan, gündelik sorunlarını çözememiş, düşünmeye vakti(!) olmayan, öfke ile yaşayan, sıradan tatminlerle gününü geçiren, zihnini sahte sorunlarla meşgul eden, dedikoduyla beslenen insanların sadece mantık konusunda değil o ülkenin kültürü açısından hiçbir katkısı olamaz. Ülkemizin kültürel gelişme büyük ihtiyacı olduğunu düşünüyorum ve bunu başarabileceğine inanıyorum.

Reyhan Oksay: Yurt dışında benzer bir eğilim var mı?

Şafak Ural:Görebildiğim kadarıyla yurt dışında da benzeri sorunlar mevcuttur. Fakat önemli olan sorunun olmaması değildir; sorunu çözebilecek kurumların, entellektüel birikimin, sorunları tanımlayabilecek özel kişilerin, toplumsal bilincin olması ve karar mekanizmasının bu yönde işletilebilmesidir asıl önemli olan.

Reyhan Oksay: UNILOG 2015'in düzenlenmesinde ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Şafak Ural: Bu zorlukların bir kısmı maddi temelliydi. Çünkü dünyanın dört bir yanından konularında bir numara olan insanları getirtiyorsunuz. Büyük bir organizasyon içine giriyorsunuz. Bunun için maddi desteğe fazlasıyla gerek duyulacağı açıktır. Maddi destek olarak parasal desteği ve benden gücünü, yani hertürlü fiziksel desteği düşünüyorum. Bu destek konusunda çok büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü yaşadım. Bunun bir uyarı olması dileğiyle özellikle belirtmek istiyorum. Başbakanlık Tanıtma Fonu'nun desteğine çok ümit bağladım, çok da ihtiyacım vardı; fakat kabul görmedi. Ülkemizin kültürünün ve tarihinin tanıtılmasında böyle bir toplantıdan daha iyi bir fırsat olabileceğini sanmıyorum. Toplantıda Türk ve İslam dünyasında mantık alanında yapılmış çalışmalar da bu UNILOG 2015'in konuları içindeydi. Üzüntüm, elbette maddi bir sıkıntı içine düşmüş olamamla ilgiliydi; fakat asıl sorun, böyle bir etkinliğin desteklenmemesi olmuştur. Neyse birçok kişi ve kurumun maddi ve manevi desteği bu üzüntümü bir ölçüde hafifletti.

Reyhan Oksay: UNILOG 2015 Evrensel Mantık Okuluna Türkiye'den ilgi nasıldı?

Şafak Ural: Doğrusu insan büyük bir ilgiyle karşılaşmak istiyor. Böyle bir toplantıyı düzenleyenlerin alabileceği en büyük ödül, karşılacakları ilgi olacaktır. Sanırım bazı meslektaşlarım çok çok yoğun ve yorucu bir ders yılı sonunda kendilerini biran önce tatilde bulmak istediler. Henüz tatile çıkmamış özellikle genç meslektaşlarım oturdukları masalarda felsefe yapmayı ve kendilerini gelecek yorgunluklara hazırlamayı tercih ettiler. Fakat buna karşılık her toplantıda (paralel 4 oturum aynı anda yapılıyordu), ortalama 30-40 yabancı dinleyici bulmak mümkündü. En büyük tesellim, İ.Ü.Edebiyat Fak. Felsefe Böl. Mantık ABD öğretim üyesi meslektaşlarımın ve öğrencilerimizin vermiş olduğu destek olmuştur. Herşeye rağmen kötümser olmak istemiyorum. Bu toplantının ülkemizdeki mantık çalışmalarına büyük bir katkı yapacağına inanıyor, yavaş ve geç de olsa bir "kültürel farkındalık" sağlayacağın düşünüyorum. (Bu "kültürel farkındalık" dediğimde ne kastettiğimi başımdan geçen bir olayla anlatmak istiyorum: iki yıl kadar önce Hindistan'da bir kongre için bulunduğumda, yol sorduğum bir Hintli ile kısa bir ahbaplığım oldu. Bu sıradan Hintli ne için orada bulunduğumu sorduğunda, bir mantık kongresine katılacağımı söyledim. Büyük bir saygı gösterisinde bulundu; hiç unutmuyorum, hani üstünde ceketi olsaydı düğmesini kapatacaktı.)

Reyhan Oksay: Mantık günümüzün ne gibi sorunlarına çözüm getiriyor?

Şafak Ural: Doğrusu teorik alanların ve temel disiplinlerin böyle bir sorunun konusu olmasının bazı sakıncaları olacağını, çünkü yanlış bir anlayış içerdiğini düşünüyorum. "Çözüm getirmek", teknik alanların işi olsa gerek. Mühendislikten uygulamalı eğitime kadar "çözüm" hep farklı bir anlayış talep eder. Birçok Üniversite'de pastacılık okulundan işletme veya muhasebe eğitimine, yani uygulamaya yönelik eğitim veriliyor. Dolayısıyla "çözüm" bu gibi eğitimlerin konusu ve amacı olabilir. Temel bilimlerin konusu da hedefi de teoriktir. Bu alanlarda amaç, mühendislikte olduğu gibi, bir şey inşa etmek değildir.
Öte yandan ilginç olan nokta, uygulamanın anahtarının temel bilimler aracılığıyla temin edilebilmesidir. Bir köprü inşa ederken, uzaya bir araç gönderirken matematik kullanmak zorundasınız. Sosyal bilimler ve uygulama arasındaki ilişki ise ayrıca yukarıda sözünü ettiğim "kültürel farkındalık" sayesinde, yani günlük yaşamayan, plan yapabilen, sebep-sonuç ilişkilerini teorik olarak çözümleyebilen kişilerin mevcudiyetini gerektirir. Biliyor musunuz ki matematik ve fizik gibi temel bilimler eğitimleri kapanıyor. Teorik ve temel bilimler aslında çözüm odaklı değildirler; ama mühendislik de dahil olmak üzere kültürel sorunlar, bu temel bilimler olmadan çözülemez. Bilmiyorum aradaki ilgi açık mı? Basit bir örnekle, "puslu mantık"ın bugün teknolojide çok geniş bir uygulama alanı vardır. Fakat bu ilişki, kurucusu Ali Askerzade'nin ortaya koyduğu çalışmalardan çok sonra farkedilmiştir. Newton uzun yıllar hiçbir şey ortaya koymadan Üniversite'de kalmıştır. Rölativite teorisi fizik dünyanın sırlarını size sunar. Uzaya milyonlarca dolar masraf yapılarak gönderilen bir teleskobun size pratik bir faydası yoktur. Ne demek istediğimi sanırım anlatabildim. Eğer sorunuz özellikle mantığı kapsıyorsa, çok açık olarak bu sorunun cevabını tarihte yapılan mantık çalışmalarına bakarak bulabiliriz. Büyük medeniyetler büyük mantıkçılar yetiştirmişlerdir. İnsan neye inanıyorsa inansın, daha yerinde bir ifadeyle, bireyin kültürle olan ilişkisi, mantık gibi bir enstrümana ihtiyaç gösterir. Bu ilişki göründüğünden ve sanıldığından çok daha karmaşıktır. Konuyu dağıtmamak için bu konuda fazla birşey söylemek istemiyorum. Farklı anlamda da olsa, Doğuda ve Batıdaki "Aydınlanma" olgusunun ne olduğunun, sınırlarının ve etkisinin nerede başlayıp nerede bittiğinin ancak bu açıdan bakılırsa anlaşılabileceğini söylemekle yetiniyorum.
Mantığın felsefeyle ilgisi bir kenera bırakılırsa, teknik bir dil olması, onun ayrıca mühendislikle de çok önemli ilişki içinde olmasının sebebidir. Bilgisayarların donanım ve yazılımlarında, yapay zeka çalışmalarında, toplum mühendisliğinde, sosyal yapının anlaşılmasında mantık vazgeçilmez bir yere ve öneme sahiptir. UNILOG 2015 toplantılarında sunulan bildirilere bir gözatmak bu konuda yeteri kadar bilgi verecektir. Toplantının bu son gününde (30.06.2015) bildiri sunan Dr. Floridi'nin mantıkçı ve filozof olarak Google'ın danışmanlığını yapması da "çözüm" kavramının çok yönlü düşünülmesi gerektiğinin bir diğer göstergesidir.