Felsefenin Serüveni

Submitted by safakural on Per, 27/01/2011 - 19:26

Prof. Dr. Şafak URAL'ın Bursa Sanayicileri ve İş Adamları Derneği davetlisi olarak "Açık Kapı Toplantıları: Felsefe Söyleşileri" isimli toplantıda yaptığı "Felsefenin Serüveni" isimli konuşma aşağıda dinlenebilir ve özeti okunabilir:

[swf file="Safak_Ural-Felsefenin_Seruveni.mp3"]

Felsefenin Antik Çağ’da (MÖ 4-5 yy) başladığı kabul edilir. İlk felsefe sorusu, “arke problemi” olarak bilinir. Antik Çağ’ın filozoflarının ilk ele aldıkları sorunların arka planında Anadolu mitolojilerinin, Mısır ve Mezopotamya’nın özellikle matematik, astronomi ve tıp çalışmaları ile mitolojilerinin önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz.

Felsefenin Antik Çağ ile başlatılması sebepsiz değildir. Çünkü bu dönemde felsefe, günümüze kadar getirdiği temel bir özelliğe sahip olmuştur: aynı konu hakkında farklı cevaplar verebilmek. Soru sorabilmek, belli bir sorunu farklı açılardan görebilmeyi ve farklı cevaplar verebilmeyi de beraberinde getirmektedir. Bu özellik felsefeyi değerli kılan, günümüze kadar varlığını sürdürmesine neden olan ve düşüncenin gelişmesine son derece büyük katkılar yapmasına sebep olan yönüdür.

Felsefenin yaklaşık 3.000 yıldır değişmeden kalan diğer bir özelliği, onun dinamik yönüdür. Sorgulayan yönü, felsefenin dinamik bir özellik kazanmasının ve her türlü gelişimi etkileyen bir konuma gelmesinin de temel sebebidir. Antik Çağ’dan günümüze kadar ki serüveninde felsefenin bu özelliğini görmek mümkündür. Felsefenin serüveni bize bir yönüyle toplumsal, tarihi, bilimsel gelişme üzerine olan etkisini, ama aynı zamanda bireysel yaşam ile olan ilişkisini de gösterir. Çünkü her birey, kendi serüvenini, yani kendi yaşamını, felsefesi ile biçimlemek durumundadır.

Antik Çağ’dan günümüze kadar süren toplumsal gelişmenin felsefeyle ilgisi üzerinde durulduğu bu konuşmada, Ortaçağ, Rönesans ve Aydınlanma Dönemlerinde felsefenin yeri üzerinde özellikle durulmuştur.

Felsefenin sosyal, tarihi, bilimsel, ekonomik ve teknolojik gelişimle ilgisi, günümüzde şüphesiz ayrı bir öneme sahiptir. Yakın zamanlarda tüm dünyayı etkisi altına almış olan ideolojileri, felsefeyi bir kenara bırakılarak anlamak mümkün değildir. Bu ideolojilerin savaş da dahil olmak üzere yapmış oldukları etkiler çok iyi bilinmektedir. Her türlü inancın fanatikleştirilmesinin ne gibi sonuçlara yol açabileceği, günümüz insanının yaşadığı gerçeklerdir.

Felsefenin sorgulayan yanı, bu gibi problemlerin yaşanmamasında veya çözülmesinde son derece önemli bir yer tutacağını tarih bize öğretmektedir.

Günümüz insanını belirleyen temel bir özellik, onun toplumdan, toplumun da ondan beklentilerinin olağanüstü bir şekilde artmış olmasıdır. Özellikle teknoloji, insana büyük olanaklar sunmaktadır. Günlük yaşamda, sağlıktan eğlenceye, savaşlara ve ekonomik hayata kadar her alanda teknolojinin nimetlerinde yararlanılması sözkonusudur. Günümüz toplumları bütün bu olanaklara gittikçe karmaşıklaşan organizasyonlar sayesinde ulaşmaktadırlar. Gelişmiş bir toplum, en karmaşık organizasyona sahip bir toplumdur. Diğer bir deyişle toplumlar, organize olabildikleri ölçüde başarı elde edebilmektedirler. Örneğin teknoloji, kaliteli bir eğitimimin verilebilmesini; sağlık, sağlık hizmetlerinin üst düzeyde organize olmasını; ekonomik gelişim, ülkelerin sosyal ve kültürel seviyesinin gelişmiş olmasını gerektirmektedir. Bütün bunları toplumların ileri seviyede organize olmalarıyla ulaşılabilen özellikler olarak nitelendirebiliriz. Günümüz insanı, bu tür organizasyonlar oluşturabildiği ve bu organizasyonlar içinde yer alabildiği ölçüde özgürlük kazanmakta ve çağının nimetlerinden yararlanabilmektedir.

Bireyler, Antik dönemlerden itibaren her çağda farklı ödev ve sorumluluklarla karşılaşmışlardır. Bu aynı zamanda birey-devletle ilişkisini de biçimleyen bir etken olmuştur. Birey üzerine baskıcı dönemler yerini bireye daha çok sorumluluk ve özgürlük veren dönemlere bırakmıştır.

Günümüz insanının kendinden beklenilenlere ve sorumluluklarına cevap verebilmesi, özgürlüğün sınırlarının çizilebilmesinde hiç kuşkusuz en büyük yardımcısı felsefedir; çünkü bu, felsefenin dinamik yönünü oluşturan tarihi misyonudur.

Prof. Dr. Şafak Ural
İstanbul Üniv. Edebiyat Fakültesi,
Felsefe Böl. Mantık Anabilim Dalı
(www.safakural.com)

Kaynak: http://www.busiad.org.tr/busiad_haberler.aspx?id=200